Kaynak : Türkiye’nin Sofra Atlası: Öğle öğünü Atlanıyor, Akşam Aileyi Buluşturuyor | Marketing Türkiye
Ipsos’un 8 bin haneden topladığı yemek günlükleri ve sofra fotoğrafları, Türkiye’de sabah ve akşam öğünlerinin büyük ölçüde evde tüketildiğini gösteriyor. Öğle yemeği ise farklı bir tablo çiziyor: Evde öğle yemeği yemeyenlerin yüzde 36’sı bu öğünü tamamen atlıyor. Akşam yemeklerinin yüzde 74’ünde tüm aile aynı sofrada buluşuyor.
Günün üç öğünü, ev yaşamında aynı yere sahip değil. Ipsos’un Türkiye’nin Sofra Atlası araştırmasına göre kahvaltı ve akşam yemeği evdeki yerini korurken öğle yemeği bu düzenin dışına çıkıyor. Sofrada ne olduğuna bakıldığında ise bölgeler arasında farklılıklar görülse de zeytin, beyaz peynir, salata, çorba ve pilav gibi tanıdık yiyecekler öne çıkıyor. Araştırma, öğünlerin nerede ve kimlerle yenildiğinden akşam yemeğinin nasıl hazırlandığına uzanan bir sofra fotoğrafı sunuyor.
Sabah ve akşam öğünlerinde adres ev
Araştırmada sabah öğünü hanelerin yüzde 93’ünde, akşam öğünü ise yüzde 94’ünde evde tüketiliyor. Öğle yemeğinde bu oran yüzde 60’a geriliyor. Veriler, ev sofrasının günün başında ve sonunda güçlü bir alışkanlık olduğunu; öğle saatlerinde ise aynı düzenin sürmediğini gösteriyor.
Evde öğle yemeği yemeyenlerin yüzde 36’sı öğünü atlıyor
Öğle yemeğini evde yemeyenlerin yüzde 26’sı iş yerinde, yüzde 24’ü okulda veya kursta yemek yiyor. Yüzde 36’sı ise öğle öğününü tamamen atlıyor. Dolayısıyla evde yenmeyen her öğle yemeği başka bir mekâna taşınmıyor; bir kesim için öğün günlük akıştan çıkıyor.
Ailenin en sık buluştuğu öğün akşam yemeği
Tüm aile bireylerinin birlikte yemek yeme oranı sabah yüzde 61, öğle yüzde 50 ve akşam yüzde 74. Akşam yemeği, araştırmada aile bireylerinin aynı sofrada en sık buluştuğu öğün olarak öne çıkıyor.
Kahvaltıda zeytin ve peynir, akşamda salata ve pilav
Ev sofralarında en sık görülen yiyecekler öğüne göre değişiyor. Kahvaltıda zeytin yüzde 75, beyaz peynir yüzde 67 ve domates–salatalık yüzde 36 oranıyla ilk üçte. Öğle yemeğinde mevsim salatası yüzde 18, mercimek çorbası yüzde 17 ve yoğurt yüzde 13; akşam yemeğinde ise mevsim salatası yüzde 33, pirinç pilavı yüzde 25 ve mercimek çorbası yüzde 19 oranıyla öne çıkıyor. Salata ve mercimek çorbasının hem öğle hem akşam listesinde yer alması, iki öğünün ortak lezzetlerini de görünür kılıyor.
Bölgesel farklar sofraya yansıyor
Araştırmaya göre Ege’de sıcak sebze yemekleri, yoğurt ve zeytinyağlılar Türkiye geneline kıyasla daha fazla öne çıkarken çorba daha geri planda kalıyor. Karadeniz, sofrada bulunan yemek çeşidinin en yüksek olduğu bölge olarak dikkat çekiyor. Doğu ve Güneydoğu’da ise kırmızı et yemekleri sofraya daha sık geliyor.
Akşam yemeğinde siparişin payı yüzde 3
Ortalama bir akşam yemeğinde eve sipariş verme oranı yüzde 3. Hazır alınan gıdaların sofraya gelme oranı yüzde 5, donmuş ürünlerle hazırlanan yiyeceklerin oranı ise yüzde 1. Bu oranlar, akşam sofrasında dışarıdan alınan çözümlerin sınırlı bir yer tuttuğunu gösteriyor.
Araştırmanın metodolojisi
Ipsos’un Türkiye’nin Sofra Atlası araştırması, evlerdeki yeme içme alışkanlıklarını öğünlerin içeriği, hazırlanma biçimi, tüketildiği yer ve sofrayı paylaşan kişiler açısından incelemek amacıyla gerçekleştirildi. 1–15 Şubat 2026 tarihleri arasında 8 bin haneden dijital yemek günlükleri ve gerçek sofra fotoğrafları toplandı.
“Öğle yemeği günün en kırılgan öğünü haline geldi”
Ipsos Türkiye CEO’su
Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma bulgularını şöyle değerlendirdi:
“Sofralar sadece ne yediğimizi değil, nasıl yaşadığımızı da anlatır. Ipsos Türkiye Sofra Atlası verileri, Türkiye’de sofranın hâlâ evin merkezinde olduğunu ancak değişen yaşam koşullarının öğün alışkanlıklarını dönüştürdüğünü gösteriyor. Araştırmaya göre sabah ve akşam öğünleri büyük ölçüde evde tüketilirken, öğle yemeği günün en kırılgan öğünü haline gelmiş durumda. Evde öğle yemeği yemeyenlerin önemli bir kısmının bu öğünü tamamen atladığını, yer yer atıştırmalık ürünlerin bir öğün alternatifi olabildiğini görüyoruz. Bu tablo, yoğun çalışma temposu, değişen yaşam ritmi ve ekonomik koşulların tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkisini yansıtıyor. Öğle yemeği giderek bireyselleşen ve işlevsel bir ihtiyaca dönüşürken, akşam yemeği sosyal anlamını koruyor. Akşam yemeklerinde aile bireylerinin yüksek oranda aynı sofrada buluşması, bu öğünün aile bağlarının yeniden kurulduğu ve günlük hayatın paylaşıldığı önemli bir sosyal alan olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Sofradaki tercihler ise modernleşen yaşam tarzına rağmen ev yemeği kültürünün ve ortak lezzet hafızamızın canlılığını koruduğunu ortaya koyuyor. Kahvaltıda zeytin ve beyaz peynirin, öğle ve akşam öğünlerinde ise salata, çorba ve pilav gibi ürünlerin öne çıkması; tüketicilerin farklı bölgelerde yaşasalar da ortak bir ‘ev yemeği repertuvarında’ buluştuğunu gösteriyor. Bununla birlikte hazır yemek ve eve sipariş oranlarının düşük seviyelerde kalması, tüketicilerin, hızlanan yaşam koşullarına tamamen dışarıdan satın alınan yemeklerle değil, daha kolay hazırlanabilen çözümlerle uyum sağladığını gösteriyor. Hane harcamalarında pratik ürünlerin yükselişinden de bildiğimiz üzere, Türkiye’de dönüşüm, evde yemek yeme alışkanlığında değil; bu alışkanlığın sofraya geliş biçimlerinde kendini gösteriyor.”
