Kaynak : Ali Coşkun
Bankalar limit çalışmasında tek bir soruya odaklanır:
Firma krediyi geri ödeyebilir mi?
Batma ihtimali nedir?
Bankalar batma oranını (PD = Default risk/Temerrüt ihtimali) hesaplamak için istatistiksel modeller ve finansal rasyoları kullanır.
PD, firmanın borcunu ödeyememe olasılığını yüzde olarak ifade eder.
Örneğin PD %5 ise, istatistiksel olarak 100 firmadan 5’inin temerrüde düşme riski vardır. Bu banka için risk sinyalidir. Bu işler yazılım ve veri analitiği ile yapılır.
Bankalar şöyle hesaplar:
1-Finansal oranlar
2- Geçmiş ödeme performansı
3- Sektör riski
4- Nakit akışı
5- Kredi notu
6- Borç/özsermaye oranı
Bankalar için firmanın bilanço-gelir tablosu temel verilerdir.
Firmanın 10 milyon TL borcu var ama özkaynakları 2 milyon TL. Bu durumda borç yüksektir ve risk artar. Çünkü özkaynak düşükse, şirket zor durumda kalabilir.
Bir diğer önemli veri nakit akışıdır. Şirket kar edebilir ama nakit üretemiyorsa borç ödemekte zorlanır.
Firmanın 1 milyon TL karı var. Kağıt üzerinde başarılı. Ancak müşteriler ödemelerini geciktiriyor ve kasa boş. Kira, maaş ve kredi ödemeleri için nakit yok. İşte burada batma riski artar.
Bankalar borç ödeme kapasitesini de ölçer. Bunun için rasyolar kullanılır.
Borç/EBITDA oranı önemli bir göstergedir. Firmanın EBITDA’sı 1 milyon TL, toplam borcu 10 milyon TL ise yani Borç/EBITDA oranı yüksekse, borcun geri ödenmesi uzun sürer ve risk artar. Banka bu oranı analiz ederek kredi limiti belirler.
Ticari alacaklar da kritik bir veridir. Bilançoda alacak görünür ama hepsi tahsil edilecek mi? Müşterilerin bir kısmı ödemeyi geciktiriyor veya tahsil edilemiyor. Eğer alacakların %30’u şüpheli ise gerçek tahsil edilebilir tutar düşer. Banka bu nedenle alacakların kalitesini değerlendirir.
Stoklar da analiz edilir. Stok var ama satılabilir mi? Örneğin modası geçmiş bir ürün stokta duruyorsa, nakde dönüşmesi zor olabilir. Satılamayan stok nakit yaratmaz. Nakit yoksa borç ödeme kapasitesi zayıflar. Banka stok değerini ve satış kabiliyetini dikkate alır.
Firmalar nelere dikkat etmeli?
Öncelikle nakit akışını doğru yönetmelidir. Kar etmek yeterli değildir, nakit üretmek daha önemlidir. Alacak tahsil süreleri kısaltılmalı, stok yönetimi optimize edilmelidir. Ayrıca borç yapısı sağlıklı olmalıdır. Kısa vadeli borçlar çok yüksekse ödeme riski artar.
Kredi analizi, bir risk yönetim sürecidir. Banka kredi verirken bugünü değil geleceği değerlendirir. Firma bugün iyi olabilir ama ekonomik şartlar değişirse ödeme zorluğu yaşayabilir. Bu yüzden finansal dayanıklılık önemlidir.
Firmalar finansal tablolarını düzenli takip etmeli ve borç yükünü kontrol altında tutmalıdır. Alacak tahsilat süreçleri iyileştirilmeli, gereksiz stok birikimi önlenmelidir. Özkaynak yapısı güçlü tutulmalıdır.
Banka kredi limiti verirken batma riskini hesaplar. Finansal veriler, rasyolar ve nakit akışı bu hesaplamanın temelidir.
Firmalar bu verilere dikkat ederek finansal sağlığını koruyabilir.
