Home İnsan Kaynakları Bilgi Bankası Şirketler insan ‘avlamayı’ bırakıp, insan ‘ekosistemi kurmaya’ ne zaman başlayacak ? ...

Şirketler insan ‘avlamayı’ bırakıp, insan ‘ekosistemi kurmaya’ ne zaman başlayacak ? Mustafa Başar www.ekonomigazetesi.com

0

Kaynak : Şirketler insan ‘avlamayı’ bırakıp, insan ‘ekosistemi kurmaya’ ne zaman başlayacak?

İş dünyası bazen kullandığı kavramların ne anlattığını unutacak kadar onlara alışabiliyor. “Head Hunter” da bunlardan biridir. Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca dolarlık üst düzey işe alım süreçleri bu unvan altında yürütülüyor. Yönetim kurulu üyeleri, CEO’lar, CFO’lar ve kritik liderlik pozisyonları için uzman danışmanlar görevlendiriliyor. Şirketler en iyi adayları bulmak için ciddi bütçeler ayırıyor.

Bir organizasyonun geleceğini şekillendirecek insanları bulma işini neden hâlâ “avcılık” metaforu üzerinden tanımlıyoruz?  Bu soru ilk bakışta yalnızca dilsel bir tartışma gibi görünebilir. Oysa kelimeler, kurumların düşünme biçimini şekillendirir. Bir kavramın içinde hangi zihniyet varsa, zamanla süreçler de o zihniyet etrafında oluşur. Avcılık; hedef belirlemeyi, takip etmeyi, yakalamayı ve ele geçirmeyi ifade eder. Oysa 21. yüzyılın şirketlerinin ihtiyacı olan şey, insanları ele geçirmek değil; farklı insan potansiyellerini bir araya getirebilmektir. Belki de artık “Head Hunter” döneminin sonuna yaklaşıyoruz; yeni bir kavrama ihtiyacımız var: Talent Collector – Yetenek Toplayıcısı. Bu kavram ilk bakışta basit bir isim değişikliği gibi görünebilir. Ancak aslında şirketlerin insan sermayesine bakışını kökten değiştirebilecek bir paradigma değişimini temsil etmektedir. Çünkü geleceğin şirketleri, yetenekleri bulan şirketler değil; “yetenek ekosistemleri kurabilen şirketler” olacaktır.

Büyük Yanılgı: Yetenek, Bir Birey Değildir!

Geleneksel işe alım anlayışı hâlâ “yıldız çalışan” kavramına odaklanıyor; daha iyi bir CEO, daha iyi bir satış direktörü, daha iyi bir finans lideri gibi. Şirketler çoğu zaman başarının belirli bireyler üzerinden geleceğini düşünüyor. Ancak son yirmi yılda organizasyon teorileri, inovasyon araştırmaları ve kurumsal dönüşüm örnekleri bize başka bir gerçeği çok net olarak gösterdi: Başarı artık bireysel mükemmellikten değil, kolektif zekâdan doğuyor! Bir şirketi ileri taşıyan şey, yalnızca en yetenekli insanların varlığı değildir. O insanların “birbirlerini tamamlayabilmeleridir”. Bugün dünyanın en başarılı organizasyonları, en iyi bireyleri toplayan kurumlar değil; farklı yetenekleri uyumlu biçimde bir araya getirebilen kurumlardır. Bu nedenle güncel en kritik sorularından birisi, en iyi insanı nasıl buluruz değil, “Birbirini güçlendiren insanlardan oluşan ekosistemi nasıl kurarız?” sorusudur.

Yönetim Kurulları İçin Yeni Rekabet Alanı

Önümüzdeki on yılın rekabet avantajı (sektörüne bağlı olarak) aslında birçok firma için teknoloji olmayacak. Teknoloji herkes tarafından erişilebilir hale geliyor. Sermaye de olmayacak. Çünkü sermaye zaten küresel ölçekte hareket ediyor. Bilgi de olmayacak; çünkü neredeyse sadece “bilginin demokratikleştiği” bir çağda yaşıyoruz. Asıl rekabet avantajı, farklı yetenekleri aynı amaç etrafında toplayabilme kapasitesi olacak. Bu nedenle insan sermayesi konusu artık yalnızca İK departmanlarının gündemi değildir. Yönetim kurullarının da en önemli stratejik başlıklarından biri haline gelmiştir. Çünkü şirketlerin geleceğini artık fabrikalar, makineler veya binalar değil; doğru insan kombinasyonları belirliyor. Yönetim kurullarının sorumluluğu sadece CEO seçmek değildir. Geleceğin liderlik havuzunu oluşturmak, çeşitliliği artırmak ve organizasyonun insan sermayesi dayanıklılığını güvence altına almak da yönetimsel bir görevdir. Bu noktada Talent Collector yaklaşımı, klasik işe alım anlayışının çok ötesine geçmektedir.

Çeşitlilik Bir Sosyal Sorumluluk Değil, Stratejik Zorunluluktur

Uzun yıllar boyunca çeşitlilik ve kapsayıcılık konuları sadece “sosyal sorumluluk” perspektifinden ele alındı. Oysa bugün mesele çok daha farklıdır. Yapay zekânın yükseldiği, iş modellerinin hızla değiştiği ve kuşaklar arası beklentilerin farklılaştığı bir dünyada homojen ekiplerin sürdürülebilir başarı üretmesi giderek zorlaşmakta. Benzer insanların oluşturduğu ekipler hızlı uzlaşabilirler, ancak farklı insanların oluşturduğu ekipler çok daha iyi kararlar verirler!  Çünkü farklı bakış açıları kurumsal kör noktaları azaltır. İşte Talent Collector yaklaşımının en güçlü taraflarından biri de budur. Amaç yalnızca yetenek toplamak değildir; “farklılıkları değer üreten bir yapıya dönüştürebilmektir”. Bu nedenle geleceğin yetenek yöneticileri, CV toplayan kişiler olmayacak; onlar “kurumların sosyal mimarları” olacaktır!

Çalışan Refahı Yeni Dönemin Sermayesidir

Sanayi çağında sermaye makineydi, bilgi çağındaki sermaye veriydi. Yapay zekâ çağında ise sermaye insan enerjisidir. Yüksek performansın sürdürülebilir olması için insanların yalnızca çalışması değil, gelişmesi, anlam bulması ve aidiyet hissetmesi gerekir. Bu nedenle yeni nesil yetenek yönetimi yalnızca işe alımı değil; çalışan deneyimini, kurum kültürünü, liderlik gelişimini, psikolojik güvenliği, öğrenme çevikliğini aynı çatı altında değerlendirmek zorundadır. Talent Collector yaklaşımı tam olarak burada devreye girer. Çünkü yetenek toplayan kişi yalnızca insanları işe alan kişi değildir. Aynı zamanda o insanların kurum içinde kalmasını sağlayan, sistemi kuran kişidir.

Geleceğin En Değerli Mesleği

Yakın gelecekte yapay zekâ birçok işi elbette değiştirecek. Pek çok meslek elbette yeniden tanımlanacak. Ancak bir alanın önemi daha da artacak: İnsanları anlamlı şekilde bir araya getirme becerisi. Gelecekte şirketler, yöneticilerini yalnızca finansal performanslarına göre değerlendirmeyecek. Aynı zamanda ne kadar güçlü yetenek ekosistemleri oluşturabildiklerine de bakacak. Belki de bugün “Head Hunter” olarak tanımlanan meslek, yarının organizasyonlarında bambaşka bir isimle anılacak. Çünkü avcıların görevi hedefi yakalamaktır; toplayıcıların görevi ise geleceği inşa etmektir! Artık iş dünyasının ihtiyacı olan şey daha fazla avcı değil; daha fazla Talent Collector, yani Yetenek Toplayıcısıdır. Şirketler insanları bulmakta değil, insanları bir araya getirmekte ustalaştıkları gün; yalnızca daha iyi ekipler değil, daha güçlü kurumlar, daha sürdürülebilir organizasyonlar ve daha kapsayıcı bir iş dünyası ortaya çıkacaktır.

Sesiniz güzel olmayabilir, keman, piyano veya herhangi bir müzik aletini çalmayı bilmiyor olabilirsiniz. Ama gerçekten çok iyi bir kulağınız varsa, çok iyi bir müzik & ses dinleyicisi iseniz ve eğer tutkuyla arzu ediyorsanız, çok iyi bir orkestra şefi olabilirsiniz!

Bize İletişime Geçin

Exit mobile version