₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Kar Ettiğim Söyleniyor Ama Para Yok – İsmail Kahraman

Tarih

Yazar : İsmail Kahraman

Uzun bir aradan sonra yeni bir içerikle birlikteyiz. Yazmaya ara vermemiş olsam da iş süreçlerinin yoğunluğu uzun içerikler oluşturmada sizlerle olan buluşmalarımızı istemeyerek de olsa aksattı.

Bu yazımda Kar ediyor muş gibi hisseden işletmeleri mercek altına almak istedim.

İşletmeler, belirledikleri ana hedefe uygun olarak hareket etmeli ve bu hedefe ulaşmak için kısa vadeli hedefler belirlemelidir. Yönetim, bu kısa vadeli hedeflerle birlikte ana hedef için stratejiler geliştirir ve bu stratejileri uygulama sürecini başlatır. Ancak genel olarak bakıldığında, işletmelerin %90’ı ya hedeflerine uygun şekilde hareket edemez ya da doğru sistematiği oluşturacak nitelikli kadroya sahip değildir.

Hız, yalnızca doğru yönde ilerliyorsanız işe yarar. Ünlü yazar ve yönetim danışmanı Philip Kotler bir kitabında şöyle aktarıyor: “Bir pilot, kabin hoparlöründen şöyle seslenir: ‘Bir iyi, bir de kötü haberim var. Önce kötüsünü söyleyeyim: ‘Nereye gittiğimizi bilmiyorum.’ İyi haber nedir diye sorduklarında ise şöyle devam eder: ‘Oraya hızla yaklaşıyoruz.'”

Görüldüğü gibi, bilmediğimiz bir yöne doğru hızla ilerlemek bizi korkutur, çünkü bu durum bize kazançtan çok endişe verir.

Bugün, birçok işletme sahibi bu korkuyu yaşamaktadır ve bu oldukça doğaldır, çünkü şirket yönetimi kültürü yeterince olgunlaşmadan gelir artışı yaşanmış, gelirler arttıkça bazı alanlar ihmal edilmiş, bu alanlardaki nitelikli personel eksikliği de dahil olmak üzere olumsuzluklar daha da güçlenmiş olabilir. Satış, belli bir sistematik içinde küçük bir role sahip değilse sürdürülebilir olmaktan çıkar, yani satışlar bir gün yavaşlayabilir. Peki sistematik bir yapıda olmayan süreçlerin kurgulanması ve faaliyet çarkının dönmesinin maliyetlerine satışlar düşük kaldığında nasıl dayanılacak?

Yönetim sürecini zorlaştıran önemli bir unsur, ölçümlemedir. Ölçemediğimiz bir şeyi yönetemeyiz. Peki, bu konuda ne kadar çaba harcıyoruz? Bugün, ilk 500 ve ikinci 500 listesinde yer alan büyük sanayi kuruluşlarının bile ölçümleme konusundaki problemler nedeniyle departmanlara ait performans değerlemesi doğru bir şekilde yapılamıyor. Çünkü buna uygun nitelikli bir kadro oluşturulamıyor. Oluşturulamama nedenleri yukarıda saydığım nedenlerdir. Buna rağmen, işletmelerin ölçümleme kapasitesini artırabilmesi için veri akışına ihtiyacı olduğunu ve bu veri akışının iş süreçlerindeki eylemlerin dijital ortamda kaydedilmesiyle elde edileceğini unutmamak gerekir. İşletmelerin durumuna baktığımızda ise dijital izlenebilirlik düzeyi düşük, sistematik raporlar üzerinden değil de hazır tablolar üzerinden iş yapma kültürü ile devam etmekte olduklarını görmekteyiz.

  • Bu ayrıntılara yer verirken işletme patronlarına şunu da tavsiye etmiyorum! “Hemen gidin, en kapsamlı yazılımı alın!” bu kesinlikle doğru olmaz. Çünkü işletme yapısı ve çalışma kültürü dijital bir desteğe gerek duymadığı bir normda çalışmaya devam ettiği sürece dijitale yapılan yatırımlar çöp olacaktır.

Ülkemizde işletmelerin performanslarını ortaya koymaya yönelik kriter olarak belirlenen finansal tabloları ve bu finansal tabloların işletmeler çerçevesinden bakılan açıyla başka çevreler tarafından bakılan açılar farklıdır. Bu farkları anlattığım, “Kar Ediyorum Zannederken Batmak” isimli KOBİTEK portalında yayınlanan yazıma linkten ulaşabilirsiniz.

Finansal tabloların oluşturulma şekli ve verilerin manipülasyonuyla ilgili endişeler, işletme sahiplerinin finansal tabloları doğru bir şekilde yorumlamalarını zorlaştırıyor. Bu durum, işletmelerin geçmiş deneyimlere dayalı yönetim veya rakiplerini taklit etme eğilimine girmesine yol açıyor. Ancak, bu yaklaşımlar işletmeler için büyük riskler barındırabilir çünkü gerçek durumu gizleyen kamuflajlar oluşturabilirler.

İşletme sahipleri, vergilendirme odaklı finansal tabloları temel alarak işletmeyi yönetmeye çalıştıklarında, gerçek maliyetleri, karlılığı, nakit durumu, yatırım kararlarını, gider yönetimini ve verimliliği doğru bir şekilde tespit etme şansları düşer. Vergiye dayalı finansal tablolar, işletmeyi karlı gösterebilir ancak bu, gerçek performansı yansıtmayabilir.

Bu nedenle, işletmelerin yalnızca yasal gereksinimlere uygun olarak hazırlanan mali tabloları değil, aynı zamanda özel yönetim raporlarını da göz önünde bulundurarak süreci dikkatlice izlemesi ve rakamların ötesinde süreç değerlendirmeleri yapması önemlidir. İşletmelerin yönetilmesi sırasında birçok tuzakla karşılaşılabilir ve en tehlikelisi, gerçek durumu görmemize engel olan tuzağa düşmektir.

Eğer işletmede sorunlar varsa, bu sorunların tedavi edilmemesi durumunda karşılaşılacak risklerin maliyetine odaklanmak gerekir, geçici çözümlerin maliyetine değil.

Sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, Şimdiden iyi bayramlar dilerim.

İsmail Kahraman

Finansal Sağlık Yönetim Danışmanı | FCO Kurucusu

Paylaş:

Bültene Abone olun

Popüler

Buna Benzer Diğer İçerikler
Daha Fazlası

Şirketlerde Yetenekleri Tutabilme Sorunu – Akan Abdula – www.businessweek.com.tr

Şirketlerin son yıllardaki en büyük sorunlarından birisi de yetenekli...

Güvenilir Bir İnsan Olmak – Murat Ergin – www.perakendecagi.com

Guvenilir-Bir-Insan-Olmak-Murat-Ergin-Perkande-Cagi-65.-Sayiİndir

Perakende Sektöründe Çalışanların Özlük Hakları,Yetkileri,Sorumlulukları ve Ücretleri Karmaşası Nasıl Çözülebilir ? – Kemal Ögke – www.perakendecagi.com

Perakende-Sektoru-Calisanlari-Ozlu-HaklariYetkileriSorumluluklari-ve-Ucretleri-KArmasasi-Nasil-Cczculer-Kemal-Ogke-Perakende-Cagi-65.-Sayiİndir

Yerel Perakendecilerimiz CRM ve Müşteri Deneyiminin Önemini Kavramalı – Selim KILIÇ – www.perakendecagi.com

Yerel-Perakendecilerimiz-CRM-ve-Musteri-Deneyiminin-Onemini-Kavramali-Selim-KILIC-Perakende-Cagi-65.Sayi_İndir