Başarılı Şirketler Neden Zamanla Karmaşıklaşır ? Ürfet Naçar İndirim Mağazacılığı Yazı Dizisi – 7

Tarih

Kaynak : Başarılı Şirketler Neden Zamanla Karmaşıklaşır ? Ürfet Naçar İndirim Mağazacılığı Yazı Dizisi – 7

Şirket büyüdükçe organizasyon genişler; asıl mesele karar, yetki ve sorumluluğu aynı hızda net tutabilmektir.

İNDİRİM MAĞAZACILIĞI YAZI DİZİSİ – 7

Otuz yılı aşkın iş hayatım boyunca küçük ekiplerden binlerce mağazaya ulaşan yapılara, yeni kurulan şirketlerden farklı ülkelerde operasyon yapan organizasyonlara kadar çok farklı yönetim modellerinin içinde çalışma fırsatı buldum.

Yıllar geçtikçe tekrar tekrar karşıma çıkan ortak bir gerçek oldu:

Şirketler büyüdükçe yalnızca ciroları, mağaza sayıları ve çalışanları büyümüyor. Karmaşıklıkları da büyüyor.

Yeni departmanlar kuruluyor. Yeni yöneticiler atanıyor. Yeni raporlar hazırlanıyor. Yeni sistemler satın alınıyor. Yeni kontrol ve onay mekanizmaları oluşturuluyor.

Bunların her biri tek başına son derece mantıklı görünebilir.

Ama bir süre sonra şu temel soruyu sormak gerekir:

Bütün bunlar şirketi gerçekten daha iyi yönetmemizi mi sağlıyor, yoksa yalnızca karar süreçlerini daha kalabalık hale mi getiriyor?

BASİTLİK, KURALSIZLIK DEĞİLDİR

Kariyerimin ilk yıllarında beni en çok etkileyen konulardan biri, çok büyük bir operasyonun son derece sade ve anlaşılır bir yönetim sistemiyle çalışabilmesiydi.

Buradaki “sadelik” çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.

Sade sistem; kuralsız, prosedürsüz veya kontrolsüz sistem değildir.

Tam tersine.

Görev tanımları nettir. Prensipler bellidir. Yetki sınırları açıktır. Kimin hangi konuda karar vereceği anlaşılırdır.

Bir çalışan hangi konuda karar verebileceğini, hangi noktada yöneticisine gitmesi gerektiğini bilir. Bir saha yöneticisi de kendi yetkisinin nerede başlayıp nerede bittiğini çok açık biçimde görür.

Yıllar sonra fark ettim ki esas farklılık bunların yazılı olması değildi.

Bugün hemen her şirkette prosedürler, görev tanımları ve organizasyon şemaları var.

Asıl fark şuydu:

Bizde bunların uygulanması bekleniyordu.

Bir prosedürün dosyada bulunmasıyla şirketin günlük hayatının parçası olması arasında çok büyük fark vardır.

YETKİ VERMEK, KONTROLÜ KAYBETMEK DEĞİLDİR

O dönemde saha yöneticilerinin geniş ama sınırları açık biçimde belirlenmiş yetkileri vardı.

Bir bölge yöneticisi kendi sorumluluk alanında mağaza açılış ve kapanış süreçlerine doğrudan sahip olabilir; bölgenin ekipman ihtiyacına karar verebilir; personel alabilir; gerektiğinde çalışanlarla yollarını ayırabilir; terfileri yönetebilir; bölgesel rekabet koşullarına göre belirli ticari aksiyonları uygulayabilir; hatta belirlenen prensipler içinde sınırlı sayıda bölgesel ürünün satın alma sürecini yönetebilirdi.

Ama bu yetkinin çok önemli bir karşılığı vardı:

Sonuçtan da aynı yönetici sorumluydu.

Yıllar içinde delegasyonun en sade tanımını şöyle yaptım:

“Sorumluluk sende ama her kararı bana sor” delegasyon değildir.

Gerçek delegasyon şudur:

Kurallar bunlar. Yetkin bu. Sonuçtan sen sorumlusun.

Dieter Brandes ve Nils Brandes, Bare Essentials’ta bu yaklaşımı organizasyon sisteminin merkezine koyuyor. Kitapta “Decentralization and Delegation”, “Autonomy Means Less Complexity” ve “Delegation Means Sharing the Power” başlıklarının ayrı ayrı ele alınması tesadüf değildir.

Çünkü yetki yalnızca karar hızını artırmaz.

Sahiplik yaratır.

YETKİ VERDİĞİNİZDE SAHİPLİK DE VERİRSİNİZ

Bir yönetici kendi kararlarıyla bir mağazayı başarılı hale getirdiğinde o başarıyı gerçekten hisseder.

Bir bölgenin satışları, verimliliği veya operasyon kalitesi yükseldiğinde:

“Merkez böyle istedi, ben yaptım.”

demek yerine:

“Bunu biz başardık.”

diyebilir.

Bu duygu yalnızca maaş veya primle oluşturulabilecek bir şey değildir.

İnsanlar kararlarının sonucunu görebildiklerinde işe daha farklı sahip çıkar.

Sorumluluk verip yetki vermediğinizde ise tam tersi olur.

İnsan sonuçtan sorumludur ama sonucu değiştirecek araçlara sahip değildir.

Bir süre sonra karar veren yönetici, talimat uygulayan yöneticiye dönüşür.

SONRA ŞİRKET BÜYÜR…

Büyüme doğal olarak yeni ihtiyaçlar yaratır.

Daha fazla mağaza. Daha fazla çalışan. Daha fazla veri. Daha fazla teknoloji. Daha fazla kontrol ihtiyacı.

Merkez organizasyonunun da belirli ölçüde büyümesi normaldir.

Problem merkez büyüdüğünde değil, sistemin rolü değiştiğinde başlar.

Merkez, sistemi yönetmek yerine operasyonun yerine karar vermeye başladığında.

Daha önce sahada birkaç dakikada alınabilecek bir karar merkeze taşınır.

Bir departman görüş verir. Sonra başka bir departman. Sonra onay mekanizması kurulur. Sonra rapor istenir. Sonra raporun raporu hazırlanır.

Ve şirket bir paradoksla karşılaşır:

İnsan sayısı artar, ama sahiplik azalır.

AŞURE AFİŞİNİ NASIL ATLADIK?

Yıllar önce yaşadığım çok basit bir örneği hâlâ hatırlıyorum.

Türkiye’de aşure dönemi perakendeciler açısından önceden bilinen bir ticari dönemdir. Aşure yapımında kullanılan ürünlerin hazırlanması, tedariki ve afiş planlaması yıllardır yapılan rutin bir iştir.

Bir yıl geldi; organizasyon geçmişe göre çok daha büyüktü.

Satın alma tarafında daha fazla insan vardı. Teknoloji daha ileriydi. Sistemler vardı. Programlar vardı. Raporlar vardı.

Ama çok basit bir şey oldu:

Aşure afişi atlandı.

İlk bakışta küçük bir hata.

Benim için ise çok öğretici bir yönetim örneğiydi.

Çünkü şu soruyu tekrar düşündüm:

İnsan sayısının artması neden her zaman hata ihtimalini azaltmıyor?

Cevabı zaman içinde daha net gördüm.

Bir işi birkaç kişi yönetirken sonucun sahibi çoğu zaman bellidir.

Aynı işi onlarca role böldüğünüzde ise herkes işin küçük bir bölümünden sorumlu olabilir.

Ve sonunda tehlikeli bir durum ortaya çıkar:

Herkes bir şeyden sorumludur; ama hiç kimse sonucun tamamından sorumlu değildir.

KARMAŞIKLIK SADECE ORGANİZASYON ŞEMASINDA OLMAZ

Şirket büyüdükçe karmaşıklık yalnızca yönetici veya departman sayısında ortaya çıkmaz.

Ürün gamında oluşur. Promosyonlarda oluşur. Onay süreçlerinde oluşur. Raporlamada oluşur. Teknolojide oluşur. Toplantılarda oluşur.

Bazen şirket, kontrolü artırmak amacıyla o kadar fazla kontrol mekanizması kurar ki gerçek kontrol zayıflamaya başlar.

Çünkü kontrolün özü daha fazla rapor değildir.

Kontrolün özü şu sorunun cevabının net olmasıdır:

Kim, hangi sonuçtan sorumlu?

MERKEZ KÜÇÜK MÜ OLMALI?

Hayır.

Büyük bir şirketin güçlü bir merkeze ihtiyacı vardır.

Ancak merkezin rolünün doğru tanımlanması gerekir.

Benim saha tecrübemde en sağlıklı ayrım şudur:

Merkez; standart koyar, prensip belirler, strateji oluşturur, ölçer, karşılaştırır, kontrol eder.

Saha ise; karar verir, uygular, rekabet eder, insan yönetir, müşteriyi takip eder, sonuç üretir.

Bu iki alan birbirine karışmaya başladığında organizasyon ağırlaşır.

SONUÇ: BÜYÜMEK KOLAY, BASİT KALMAK ZOR

Büyüdükçe belirli ölçüde karmaşıklaşmak kaçınılmaz olabilir.

Ama bürokratikleşmek kaçınılmaz değildir.

Otuz yılı aşkın saha tecrübemin bana öğrettiği en önemli yönetim derslerinden biri şudur:

İyi organizasyon, bütün kararların merkezde verildiği organizasyon değildir. Doğru kararın doğru seviyede, doğru insan tarafından verilebildiği organizasyondur.

Yeni departman kurmak kolaydır. Yeni rapor eklemek kolaydır. Yeni kontrol mekanizması oluşturmak kolaydır.

Asıl zor olan şudur:

ŞİRKET BÜYÜRKEN BASİT KALABİLMEK.


WHY DO SUCCESSFUL COMPANIES BECOME MORE COMPLEX OVER TIME?

As companies grow, organizations expand. The challenge is keeping decisions, authority and accountability equally clear.

DISCOUNT RETAIL SERIES – 7

Over more than thirty years in business, I have had the opportunity to work inside very different management models: from small teams to organizations with thousands of stores, and from newly established companies to operations active across several countries.

Over the years, one pattern has appeared again and again:

As companies grow, it is not only revenue, store count and headcount that grow.

Complexity grows too.

New departments are created. New managers are appointed. New reports are produced. New systems are purchased. New approval and control mechanisms are added.

Each decision may look perfectly reasonable on its own.

But after a while, we need to ask a basic question:

Are all these additions really helping us manage the company better, or are they simply making decision-making more crowded?

SIMPLICITY DOES NOT MEAN A LACK OF RULES

One of the things that impressed me most in the early years of my career was seeing a very large operation run with a remarkably simple and understandable management system.

The word “simple” is often misunderstood.

A simple system does not mean a system without rules, procedures or control.

Quite the opposite.

Job responsibilities are clear. Principles are clear. Authority limits are clear. People know who decides what.

An employee knows which decisions can be made independently and when a manager needs to be involved. A field manager also knows exactly where his or her authority begins and ends.

Years later, I realized that the real difference was not that these rules were written down.

Today, almost every company has procedures, job descriptions and organization charts.

The real difference was this:

We were expected to apply them.

There is a major difference between having a procedure in a file and making it part of the daily life of the company.

DELEGATION DOES NOT MEAN LOSING CONTROL

At that time, field managers had broad authority, but the limits of that authority were clearly defined.

A regional manager could take direct ownership of store opening and closure processes, decide on equipment needs, recruit employees, end employment when necessary, manage promotions, take certain commercial actions according to local competitive conditions and, within defined principles, even manage the purchase of a limited number of regional products.

But this authority came with an equally important responsibility:

The same manager was accountable for the result.

Over the years, I have come to define delegation in a very simple way:

“You are responsible, but ask me before every decision” is not delegation.

Real delegation is:

These are the rules. This is your authority. You are responsible for the result.

Dieter Brandes and Nils Brandes place this thinking at the center of the organization model in Bare Essentials. It is not a coincidence that the book treats “Decentralization and Delegation”, “Autonomy Means Less Complexity” and “Delegation Means Sharing the Power” as separate topics.

Because authority does more than increase decision speed.

It creates ownership.

WHEN YOU GIVE AUTHORITY, YOU ALSO CREATE OWNERSHIP

When a manager improves a store through his or her own decisions, the success feels real.

When sales, productivity or operational quality improve across a region, the manager can say:

“We achieved this.”

rather than:

“Headquarters told me what to do, and I did it.”

That feeling cannot be created only through salary or bonuses.

People take greater ownership when they can see the results of their own decisions.

When you give responsibility without authority, the opposite happens.

The manager is responsible for the result but does not have the tools to influence it.

Over time, a decision-maker turns into an instruction-taker.

THEN THE COMPANY GROWS…

Growth naturally creates new needs.

More stores. More employees. More data. More technology. More need for control.

It is normal for the central organization to grow to some extent.

The problem does not begin because headquarters becomes larger.

It begins when the role changes.

When headquarters stops managing the system and starts deciding instead of the operation.

A decision that once took a few minutes in the field moves to the center.

One department gives an opinion. Then another department. Then an approval mechanism is created. Then a report is requested. Then someone prepares a report about the report.

And the company faces a strange paradox:

The number of people increases, but ownership decreases.

HOW DID WE MISS THE ASHURA PROMOTION?

I still remember a very simple example from years ago.

In Türkiye, the Ashura period is a predictable commercial season for food retailers. Planning the products used for Ashura, preparing supply and organizing the promotional communication had been a routine process for years.

Then one year, the organization was much larger than before.

There were more people in purchasing. Technology was more advanced. There were systems. There were programs. There were reports.

But one very simple thing happened:

The Ashura promotion was missed.

At first sight, it was a small mistake.

For me, it became a very useful management lesson.

It made me ask the same question again:

Why does increasing the number of people not always reduce the probability of mistakes?

Over time, the answer became clearer.

When a small number of people manage a task, the owner of the final result is usually obvious.

When the same task is divided across many roles, everyone may be responsible for a small piece.

And then a dangerous situation appears:

Everyone is responsible for something, but no one is responsible for the whole result.

COMPLEXITY DOES NOT ONLY APPEAR ON THE ORGANIZATION CHART

As a company grows, complexity does not appear only in the number of managers or departments.

It appears in the assortment. It appears in promotions. It appears in approval processes. It appears in reporting. It appears in technology. It appears in meetings.

Sometimes a company creates so many control mechanisms in the name of control that real control actually becomes weaker.

Because the essence of control is not more reports.

The essence of control is having a clear answer to one question:

Who is responsible for which result?

SHOULD HEADQUARTERS BE SMALL?

No.

A large company needs a strong headquarters.

But the role of headquarters needs to be defined correctly.

In my field experience, the healthiest division is this:

Headquarters: sets standards, defines principles, builds strategy, measures, compares, controls.

The field: decides, executes, competes, manages people, follows the customer, delivers results.

When these two areas start to overlap, the organization becomes heavy.

CONCLUSION: GROWING IS EASIER THAN STAYING SIMPLE

Some increase in complexity may be unavoidable as a company grows.

Bureaucracy is not.

One of the most important management lessons I have learned over more than thirty years in the field is this:

A good organization is not one where every decision is made at the center. It is one where the right decision can be made by the right person, at the right level.

Creating a new department is easy. Adding another report is easy. Building another control mechanism is easy.

The difficult part is this:

STAYING SIMPLE WHILE THE COMPANY GROWS.

Paylaş:

Bültene Abone olun

Popüler

Buna Benzer Diğer İçerikler
Daha Fazlası

Alışveriş çılgınlığı başlıyor: 700 milyar TL ciro bekleniyor Betül Alakent – www.sabah.com.tr

Kaynak : Alışveriş çılgınlığı başlıyor: 700 milyar TL ciro...

Kasım İndirimleri Mercek Altında: Ticaret Bakanlığı Kampanyaları Yakından İzliyor

Kaynak : Kasım Ayı İndirim Kampanyaları Ticaret Bakanlığının Yakın...

Yapay zekaya iktidar devri mümkün mü? Şeyma Öncel Bayıksel & Ali Ülker

Kaynak : Yapay zekaya iktidar devri mümkün mü? -...