Taze meyve-sebze ve ekmek, hane halklarında en fazla çöpe giden gıda grupları arasında ilk sırada yer aldı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı veriler, Türkiye’de hane halklarının gıda israfı alışkanlıklarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Verilere göre, 2024 yılında hanelerde en fazla israf edilen gıda grubu yüzde 39,7 ile taze meyve ve sebzeler oldu.
Taze meyve ve sebzeleri yüzde 32,5 ile ekmek takip etti. Gıda israfında üçüncü sırada ise yüzde 15,1 oranıyla süt ve süt ürünleri yer aldı.
Kuru bakliyatlarda israf oranı yüzde 5,9 olarak ölçülürken, makarna ile et ve et ürünlerinde bu oran yüzde 2,7 seviyesinde kaldı.
Hanelerin büyük bölümü gıda israfı yapmadığını belirtiyor
Araştırma sonuçlarına göre, hane halklarının yüzde 84’ü gıda ürünlerini hiçbir zaman çöpe atmadığını beyan etti. Gıdaları nadiren çöpe attığını söyleyenlerin oranı yüzde 12,7 olurken, sık sık gıda israfı yaptığını belirtenlerin oranı yüzde 0,3 olarak kaydedildi.
Bu tablo, tüketicilerin önemli bir bölümünün gıda israfı konusunda duyarlı olduğunu gösterirken, özellikle bozulabilir ürün gruplarında doğru satın alma, doğru saklama ve doğru tüketim planlamasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Alışverişe listeyle gitme alışkanlığı devam ediyor
TÜİK verilerinde tüketicilerin alışveriş davranışları da değerlendirildi. Buna göre, 2025 yılında tüketicilerin yüzde 54,4’ü alışverişe çıkmadan önce liste hazırladığını belirtti.
Fiyat takibi yaparak alışveriş gerçekleştirenlerin oranı yüzde 14,9 olurken, plansız alışveriş yaptığını söyleyenlerin oranı yüzde 14,4 olarak ölçüldü.
Listeyle alışveriş yapma alışkanlığı, özellikle düşük gelir grubundaki hanelerde daha yaygın görünüyor. En düşük gelir grubundaki hanelerde alışveriş listesi kullanma oranı yüzde 57,3 olurken, en yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 49,9 seviyesinde gerçekleşti.
Bu veri, ekonomik koşulların tüketici davranışları üzerindeki etkisini açık biçimde gösteriyor. Gelir seviyesi düştükçe, hanelerin alışveriş öncesi daha planlı hareket ettiği ve ihtiyaç odaklı satın alma davranışına yöneldiği görülüyor.
Tüketilemeyen gıdalar hayvanlara veriliyor
Gıda israfını azaltmak için tercih edilen yöntemler arasında tüketilemeyen gıdaların hayvanlara verilmesi öne çıktı. 2024 yılında yüzde 27,3 olan bu oran, 2025 yılında yüzde 28,7’ye yükseldi.
Gelir düzeyi en düşük grupta tüketilemeyen gıdaları hayvanlara verme oranı yüzde 35,9 olarak ölçülürken, en yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 27,8 seviyesinde kaldı.
Bu sonuç, özellikle kırsal yaşamla bağlantısı daha güçlü olan ya da hayvan besleme imkânı bulunan hanelerde gıdanın tamamen çöpe gitmesini önleyen alternatif kullanım alışkanlıklarının daha yaygın olduğunu gösteriyor.
Gıdalar en çok bozulduğu için çöpe atılıyor
Araştırmada, tüketicilerin gıda ürünlerini neden israf ettiği de incelendi. Buna göre, gıdaların çöpe atılmasındaki en önemli neden yüzde 74,4 ile bozulma oldu.
Katılımcıların yüzde 12,1’i son kullanma tarihinin geçmesi nedeniyle gıdaları tüketemediğini belirtirken, yüzde 6,3’ü fazla satın alma veya ihtiyaçtan fazla yemek hazırlamanın israfa yol açtığını ifade etti.
Bu sonuçlar, gıda israfının yalnızca tüketici alışkanlıklarıyla değil; satın alma planlaması, saklama koşulları, ambalaj büyüklükleri, porsiyon yönetimi ve ürün raf ömrü bilinciyle de doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.
Tüketiciler israfı önlemek için çaba gösteriyor
Araştırmaya katılanların büyük bölümü, gıda israfını önlemek için bireysel olarak önlem aldığını belirtti. Verilere göre tüketicilerin yüzde 83,6’sı gıda israfını azaltmak amacıyla elinden gelen çabayı gösterdiğini ifade etti.
Bu oran, toplumda gıda israfı farkındalığının yüksek olduğunu gösterse de, özellikle taze meyve-sebze, ekmek ve süt ürünleri gibi hızlı bozulan ürün gruplarında daha etkili bilgilendirme, planlı alışveriş ve doğru saklama uygulamalarına ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.
Perakende Mühendisi Yorumu
TÜİK verileri, gıda israfının perakende sektörü açısından yalnızca sosyal bir sorumluluk konusu değil, aynı zamanda stok yönetimi, raf ömrü yönetimi, kategori planlama ve müşteri davranışı açısından da önemli bir veri alanı olduğunu gösteriyor.
Özellikle taze meyve-sebze, ekmek ve süt ürünleri gibi yüksek israf riski taşıyan kategorilerde perakendecilerin daha hassas talep tahmini, doğru sipariş planlaması, dinamik fiyatlama, son tüketim tarihi takibi ve müşteri bilgilendirme uygulamalarına daha fazla odaklanması gerekiyor.
Yerel marketler açısından bu konu ayrı bir önem taşıyor. Çünkü yerel perakendeciler, müşterisini yakından tanıma avantajına sahip. Bu avantaj; doğru ürün miktarı, doğru kampanya, doğru porsiyon ve doğru bilgilendirme ile birleştiğinde hem israf azalır hem de mağaza kârlılığı güçlenir.
Gıda israfını azaltmak, yalnızca çöpe giden ürünü azaltmak değildir. Aynı zamanda sermayeyi korumak, stok devir hızını iyileştirmek, fire oranını düşürmek, müşteri memnuniyetini artırmak ve sürdürülebilir perakende anlayışını güçlendirmek anlamına gelir.
Geleceğin perakendeciliğinde başarı; sadece daha fazla satmakla değil, daha doğru satın almak, daha doğru stoklamak ve daha az israf etmekle mümkün olacaktır.
